
alacakaranlık : yeni ay
24 Kas 2009| Romantizmin ‘alacakaranlığı’ | |
| Mehmet Açar ABD’de hasılat rekorları kıran ‘Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay’ı yazdı
22.11.2009 11:05 |
|
MEHMET AÇAR/GAZETE HABERTÜRK
‘Yeni Ay’, ormandaki bir rüya sahnesiyle açılıyor. 18 yaşına girmek üzere olan Bella (Kristen Stewart) vampir sevgilisi Edward Cullen’ın (Robert Pattinson) Bella, her daim genç kalacak bir sevgilinin kollarında yaşlanıp gitme korkusunu 18 yaşında hissediyor. Buradan, ‘Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay’ın birinci meselesine, yani Bella’nın aşkını ebedi kılmak için vampirleşme özlemine geliyoruz. İkinci mesele, Edward’ın bu isteğe cevap vermek yerine, ailesiyle birlikte şehirden göçüp gitmesi, Bella’yı terk etmesi. Üçüncü mesele ise Bella’nın 16 yaşındaki orman çocuğu Jacob’la yakın arkadaşlığı… İyi bir aşk filminin sırrı, âşıkların önündeki engellerin birden çok ve karışık olması değil midir zaten? Fakat bence bütün bunların üstündeki asıl mesele, ‘Alacakaranlık Efsanesi’nin yazarı Stephenie Meyer’in Bella’yı korunmaya muhtaç bir genç kız olarak tanımlıyor olması. Feminizmin bu kadar çok cephe kazandığı ve popüler kültürün kalelerini birer birer fethettiği bir çağda kadının bu kadar zayıf, pasif olarak gösterilmesi, basit bir tesadüf değil. Gişe başarısının, bu şaşırtıcı popülerliğin sırrı, belki de burada saklı. Anneler değil, büyükanneler çağından kalma bir romantizm bu… SORUNLARIN KAYNAĞI BELLA Meyer, güçlü kadın imajının alıp başını gittiği bir çağda, genç kızlara kadının kadın, erkeğin ise erkek olduğu bir dönemin yalınlığını işaret ediyor. Aslına bakarsanız Bella, filmde ortaya çıkan bütün sorunların kaynağı. Edward’ı boşverip kendi hayatını kurmak yerine, erkekleri birbirine düşürüyor. Meyer, “tek başına ayakta duran güçlü kadın olma mecburiyeti”nden korkan genç kızları masalların romantizmine, yani erkeklerin kadınlar için savaştığı prensesler dönemine götürüyor… Öte yandan, aşkı sınırsız bir fedakârlıkla ve canından dahi vazgeçmekle özdeşleştiriyor. Seyirciyi buradan da yakalıyor. Ama dipten dibe erkek egemenliğine duyulan gizli bir özlemi açığa çıkartıp beslediği kesin… Sayısı giderek artan hayranlarını ve ‘Neymiş bu Alacakaranlık?’ diyerek |
MEHMET AÇAR/GAZETE HABERTÜRK